Apartman Boşluğu – Hakan Bıçakçı

Hakan Bıçakçı ile tanışmamı sağlayan Doğu Yücel’e öncelikle teşekkür ederim. O olmasa Hakan Bıçakçı’yı tanımayacaktım. Böyle güzel eserlerden uzak kalacaktım. Kitap yazarın 5. kitabı olmasına rağmen benim okuduğum ilk kitabı. Etkilenmedim dersem yalan olur. Gerçekten bir an önce bitirmek istedim. Neler olacak diye merak içinde elimden düşürmeden okudum.

Arka Kapak

İkinci kahvem gelince kulaklıkları cebimden çıkartıp Ceren’e uzattım. İki beyaz kordonun ucuna bağlı minik hoparlörleri eline aldı. En hayati iki iç organımı dışarı doğru çekip uzatmıştı sanki. Beyaz kordonlar, sinirlerimle birlikte gerilirken gülümsedi. Bu gülümseme, Ceren’in cephaneliğindeki en etkili siilahtı.

“İçinde çok insan olan her yer beni dışlıyor…”

“Ne bu?”

“Benim bestem. İki tane. Stüdyoda kaydettik. Albüm çıkartmaya hazırlanıyoruz.”

Stetoskopla kalbimi dinlemeye hazırlanan bir doktor gibi kulaklıkları dikkatle kulağına yerleştirdi. Kalp atışlarımın hızlandığını hissettim. Mp3 çaları çalıştırdım. Bir sigara yakıp önüme bakarak bekledim. Biraz sonra kafamı kaldırıp yüzüne baktım. Sigaradan derin bir nefes çektim. Dumanı ağzımın içinde tutup Ceren’in ağzından çıkan dumanları izledim. Sesim kulağındaydı. Şarkımı dinliyordu. Ender’e dinletirken hissettiğimden çok farklı bir duyguydu hissettiğim. Korku değil, utanç… Tarifsiz, derin ve yıpratıcı bir utanç… İlk şarkının ortalarında olmalıydı. Çok etkilendiğini açık eden samimi bir ifade vardı yüzünde. Bu o kadar içten bir bakıştı ki, utancım ikiye katlandı. Ağlayacak gibi oldum. Şarkıların nasıl ortaya çıktığını, daha doğrusu nereden çıktığını anlatmak istedim. Bir tek ona… Tüm ayrıntılarıyla…

Televizyon programındaki yapay sahnede abartılı bir makyajla, arabesk bir elbiseyle, tüm riyakarlığıyla, yanıp sönen renkli ışıklar arasında şarkı söyleyen çirkin kadına baktı.

Beste yapmak için eve kapanan bir müzisyen, evden gelen tuhaf sesler, evin duvarındaki karanlık delik ve sahipsiz şarkılar… İlham perili bir evde geçen; yaratıcılık, esinlenme ve santaçı egosu üzerine bir psikolojik gerilim…


Apartman Boşluğu, Hakan Bıçakçı’nın dördüncü romanı, beşinci kitabı…

Yorumum

Yazarın anlatımı, dili çok güzel. Özellikle betimlemeleri gerçekten muhteşem. Kitabın kahramanının psikolojisi o kadar güzel anlatılmış ki kafanızda onu hemen bir yerlere yerleştirebiliyorsunuz. Kitap gerçekten çok güzel. Tek sorun sonu beklediğim gibi olmadı. Ben kitapların sonunda bir yere bağlanmasını, bir sonucun ortaya atılmasını bekliyorum. Fakat bunda çok havada kaldı sanki. Ama yine de mutlaka okunması gereken bir kitap. Betimlemeler bile bu kitabı okumak için yeterli.

Apartman Boşluğu Kitap Kapağı Apartman Boşluğu
Hakan Bıçakçı
2011
254

İkinci kahvem gelince kulaklıkları cebimden çıkartıp Ceren'e uzattım. İki beyaz kordonun ucuna bağlı minik hoparlörleri eline aldı. En hayati iki iç organımı dışarı doğru çekip uzatmıştı sanki. Beyaz kordonlar, sinirlerimle birlikte gerilirken gülümsedi. Bu gülümseme, Ceren'in cephaneliğindeki en etkili siilahtı.

"Ne bu?"
"Benim bestem. İki tane. Stüdyoda kaydettik. Albüm çıkartmaya hazırlanıyoruz."

Stetoskopla kalbimi dinlemeye hazırlanan bir doktor gibi kulaklıkları dikkatle kulağına yerleştirdi. Kalp atışlarımın hızlandığını hissettim. Mp3 çaları çalıştırdım. Bir sigara yakıp önüme bakarak bekledim. Biraz sonra kafamı kaldırıp yüzüne baktım. Sigaradan derin bir nefes çektim. Dumanı ağzımın içinde tutup Ceren'in ağzından çıkan dumanları izledim. Sesim kulağındaydı. Şarkımı dinliyordu. Ender'e dinletirken hissettiğimden çok farklı bir duyguydu hissettiğim. Korku değil, utanç... Tarifsiz, derin ve yıpratıcı bir utanç... İlk şarkının ortalarında olmalıydı. Çok etkilendiğini açık eden samimi bir ifade vardı yüzünde. Bu o kadar içten bir bakıştı ki, utancım ikiye katlandı. Ağlayacak gibi oldum. Şarkıların nasıl ortaya çıktığını, daha doğrusu nereden çıktığını anlatmak istedim. Bir tek ona... Tüm ayrıntılarıyla...

Beste yapmak için eve kapanan bir müzisyen, evden gelen tuhaf sesler, evin duvarındaki karanlık delik ve sahipsiz şarkılar... İlham perili bir evde geçen; yaratıcılık, esinlenme ve santaçı egosu üzerine bir psikolojik gerilim...

Apartman Boşluğu, Hakan Bıçakçı'nın dördüncü romanı, beşinci kitabı...

mert

Genç yaşlarda bilgisayarla, teknolojiyle tanıştım. Sürekli kendime birşeyler katmak için çaba sarfettim. Teknoloji, kitap, dizi ve sinema delisi olarak bildiklerimi ve yorumlarımı sizlere aktarmaya devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir