Ediz Altun Özel Röportaj

Atların Plakası Olmaz kitabıyla aramıza katılan saygıdeğer yazar Ediz Altun ile yaptığımız röportajı sizlere sunuyorum. Keyifli okumalar.

 

-İlk kitabınızı ne zaman okudunuz?

 

İlk kitabım sanırım Charles Dickens’dan David Copperfield idi. Okumaya erken başlamıştım, ilk okuduğum şey ise İş Bankası’nın o dönem çıkardığı bir dergiydi. 4-5 yaşlarındaydım galiba. Adı da yanılmıyorsam Kumbara idi. Kendisiyle çok teşrik-i mesaim olmuştu.

 

-Yazmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?

 

Öteden beri bir kitap yazmak isterdim ama bu eyleme bu kadar yakın olduğumun farkında değildim. Yaklaşık bir buçuk sene önce, evde otururken tamamen deneme amaçlı yazmaya başladım. Yazdıkça keyif aldım ve devam ettim. Sonra baktım ki güzel bir hikaye çıkıyor ortaya, daha bir ciddiyetle sarıldım ve bu roman ortaya çıktı.

 

-Türk yazarlarından severek okuduğunuz kimler var?

 

Tabii ki Oğuz Atay başta olmak üzere, Sabahattin Ali, Murat Gülsoy, Ayfer Tunç, Necati Cumalı ve Hakan Günday diğer sevdiğim yazarlar arasında…

 

-Yabancı yazarlardan severek okuduğunuz kimler var?

 

John Fowles, Jack London, Dostoyevski, Panait Istrati, Kafka, Murakami, Gogol, Hemingway, George Orwell ve Jerzy Kosinski.

 

-Neden bu tür kitap yazmaya yöneldiniz?

Kurgu kitapları okumayı seviyorum. Büyük oranda roman okurum. Zannediyorum okuma zevkim yazma zevkime etki ediyor. Ayrıca beklenmedik sonları herkes gibi ben de seviyorum, benim kitabın kurgusu da o şekilde oldu ister istemez. Son olarak Atların Plakası Olmaz kitabı uzak geçmişte ya da gelecekte geçmiyor. 2016 darbe girişimi dönemimde başlıyor ve bugüne uzuyor. Dolayısıyla insanlar kendi zamanlarından bir hikayeyi okuyunca daha çok keyif alıyorlar.

– Kitabını diğerlerinden ayırdeden özellikler nelerdir?

Bu kitapta bazı ilkleri kullandığımızı söyleyebilirim. Mesela her bölümün ayrı bir şarkı listesi var. Ve her şarkı listesindeki şarkıların toplam uzunluğu o bölümdeki kelime sayısı ile orantılı. Benim hesabıma göre bir insan ortalama dakikada 300 kelime okuyabilir. Örneğin kitabın bir bölümü 3000 kelimeden oluşuyorsa bu 10 dakikalık bir okuma süresine tekabül eder. İşte o bölümün şarkı listesi de yaklaşık 10 dakikadan oluşuyor. Bunun daha önce kullanıldığını görmedim. Aynı zamanda her şarkı listesi, ilgili bölümdeki konuyla alakalı. Mesela bir bölümde ana karakter çok pişman olduğu bir şey yapıyor, o bölümde Ahmet Kaya’dan ‘Hep Sonradan Gelir Aklım Başıma…’ çalıyor. Veya yaşamak ve ölmek kavramlarını sorguladığı bir bölümde Gun’s n Roses’dan ‘Live’n Let Die’ yani ‘Yaşa ve ölüyorsan bırak öl’ diye çevirebileceğim şarkı çalıyor. Bunun gibi her şarkının bir anlamı var. Ayrıca şarkı listelerine ulaşmak çok kolay. Eğer spotify kullanıcıysanız telefonunuzun veya tabletinizin kamerasından kitaptaki karekodu çekip anında listeye ulaşabiliyorsunuz.

Şarkılar dışında kullandığımız bir diğer ilk ise karakterlerin sosyal medya hesapları. Karakterler için facebook ve instagram’da hesap açtık ve bu hesaplar aktif. Dolayısıyla kitabı okuyup karakterleri merak eden okuyucular bu karakterlerle sosyal medya üzerinden arkadaş olabilirler. Tabi ki ana karakterin sosyal medya kullanımı önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak. Kitabı okuyanların bilebileceği bir şey bu.

Ve tabi kitaptaki sahnelerin çizimleri mevcut. Bu bir ilk değil ancak bunların kitabın instagram hesabından yayınlanması bir ilk. Çünkü okuyucuları buraya davet edip o sahneler ile ilgili düşündüklerini yazmaya davet ediyoruz. Yani ‘Atların Plakası Olmaz’ sadece okunup bitirildiğinde ortadan kaybolan bir deneyim değil. Spotify, Facebook ve Instagram üzerinden yaşamaya devam eden bir deneyim. Sokaklarda görebileceğiniz duvar yazıları da var tabi.

Son olarak Martı Yayınları’nın yenilikçi yaklaşımıyla 360 derece bir pazarlama stratejisi yürüttüğümüzü düşünüyorum. Bir kitap için yapılabilecek örnek bir pazarlama çalışması oldu bana göre. Dolayısıyla buradan Genel Yayın Yönetmenim Şahin Güç, yayınevi genel müdürüm Atıf Ermiş, editörüm Deniz Topaktaş ve strateji ajansımız Karga’ya çok teşekkür etmek istiyorum.

-Türk kitap okurlarına tavsiyeleriniz nelerdir?

 

Benim kitabı okumalarını tavsiye ederim:)) Şaka bir yana tabii ki daha çok okusunlar ve okumayanları teşvik etsinler. Ülkemiz okuyan insanları ile daha yaratıcı olacak ve gelişecektir.

 

 

-Türkiye dünyada kitap okuma oranında 11. sıraya yükseldi, bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Gerçekten de Türkiye’de kitap okuma oranı yükseliyor. Günlük okuma süresinde de pek çok Avrupa ülkesini geride bıraktık. Özellikle gençler iyi kitap okuyorlar. Eğer aldığımız kadar kitap okusak çok daha ileri gidebiliriz bu arada. Çünkü bir kısım insanlar da kitap alıyor fakat okumuyorlar. Kitap alıp da okuyanların oranı %15 deniyor.

 

-Kitaplarda gerçekçiliğe mi yoksa gerçeküstü hikayelere mi daha çok yer verilmeli?

Benim bu konuda bir yorum yapmam doğru olmaz. Çok göreceli bir kavram. İkisinin de alıcısı var. Ben daha çok gerçekçi hikaye seviyorum diye tüm eserlerin böyle olmasını isteyemem. Haksızlık olur. Çünkü gerçeküstü hikaye seven de ciddi bir kesim var. Bence çeşitlilik olmalı ve herkes kendi zevkine uygun kitap bulabilmeli ve okuyabilmeli.

-Sizce her kitap kişisel gelişim için bir artı mıdır?

Her kitap değil ama çoğu kitap öyledir diyebilirim. Beş yüz sayfa kitap okursunuz, günlerinizi verirsiniz ama sadece bir cümlesi sizi etkileyebilir ve düşündürebilir. Bu bile değerli bana göre. Bizi durup düşündüren anları bulmak çok zor. Kitaplar ise bu konuda oldukça yardımcı. Bazen bir cümle, bazen kitabın tamamı sizi etkileyebilir. Sanat eserleri de edebiyat da kişisel gelişim ve ilerleme için çok önemli araçlar.

-En son okuduğunuz kitap nedir?

En son Aylak Adam’ı okudum Yusuf Atılgan’dan. Şimdi de Orhan Pamuk’tan Masumiyet Müzesi’ni okuyorum.

-Kitap yazarken ne yapıyorsunuz? (kahve içmek, çay içmek, uzanmak, vs)

Kitap yazarken bir şarkı listem var, sözsüz bir liste, onu dinlerim. Sıcak içecekler tercihim olur, çay ve kahve olabilir. Yalnız olmam gerekir. Ciddiyetle oturarak yazarım ancak mutlaka masa başında sandalyede olmam gerekmez, salonun koltuğunda da yazabilirim. En önemlisi zihnen hazır olmak. Eğer beynimi meşgul eden meseleler varsa konsantrasyon problemi olabiliyor. O yüzden yazarken bedenen ve ruhen yazdığım dünyanın içinde bulunmam gerekiyor.

-Okuduğunuz ve beğendiğiniz 5 kitap nedir?

Tutunamayanlar, Kinyas ve Karya, Martin Eden, Palto-Gogol, Suç ve Ceza

 

Ediz Altun’un Atların Plakası Olmaz kitabını aşağıdaki linklerden satın alabilirsiniz.

Satın Al

Satın Al

Satın Al

mert

Genç yaşlarda bilgisayarla, teknolojiyle tanıştım. Sürekli kendime birşeyler katmak için çaba sarfettim. Teknoloji, kitap, dizi ve sinema delisi olarak bildiklerimi ve yorumlarımı sizlere aktarmaya devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir