Kan ve Gül – Alper Canıgüz

Doğu Yücel’in röportajında Alper Canıgüz’ü sevdiğinden bahsetmişti. Ben de bir kitabını alıp okuyayım dedim. Kan ve Gül kitabının siparişini verdim ve okumaya başladım. Gerçekten çok güzel bir kitap. Okunması gereken kitaplardan biri.

Arka Kapak

“Ben bu anı daha önce de yaşamamıştım sanki…”

‘’Geçmiş olsun, dostum,’’ dedi Nurettin’in önündeki ilaçları işaret ederek. Batı’nın ahlakını almıyor ama antibiyotiğini alıyoruz galiba?’’

Gül bahçesi maziye, kanlı bir yolculuk…

İnsan ölünce yerçekiminden ziyade gökçekimi kanunlarını düşünme eğilimine giriyor.

Kan ve Gül, fantastik bir polisiye.

Rengini kandan, kokusunu gülden alan bir roman.

Ziyadesiyle hazin, epey hareketli, hayli komik.

 

İkinci sınıf aşk romanları çevirmeni, orta sıklet avare Aziz, bir yangında küle dönüşmek üzereyken, zamanda yolculuk yaparak yirmi yıl öncesine döner; üstelik yirmi yaş gençleşmiş bir halde.

Henüz işlenmemiş bir cinayeti çözmek üzere harekete… geçmesi pekâlâ mümkündür.

Karizmatik sosyopat Abdül’ün hayatını kurtarması… galiba iyi olacaktır.

Mazi tesisatını tamir edebilirse, hayatı, istikbal musluklarından temiz ve tazyikli bir su gibi akacaktır.

Biricik aşkı Nergis’ten hiç ayrılmayacak, kızı Zeynep’e hakkıyla babalık edecektir.

 

Peki, bu amatör dedektif, kaderin hükmünü değiştirebilecek midir?

Maktulü kurtardığına, katili bulduğuna memnun olacak mıdır?

Geleceği görmek mi daha zordur yoksa geçmişi mi?

Pişmanlık kadar manasız bir duygu yoktur.

Kara mizah ustası Alper Canıgüz, beşinci romanında, kurgu ve anlatımdaki yetkinliğini bir adım daha öteye taşıyor.

Gelecek, bazıları için, hakikaten de uzak bir hatıradan ibarettir.

Gelecek, bazıları için, hakikaten de uzak bir hatıradan ibarettir. Böyleleri açısından varoluş, hayatın meşum bir noktasında, şimdiki zamandan ileriye doğru uzanan bir yol olmaktan çıkıp, onları geçmişle gelecek arasına sıkıştıran bir hapishaneye dönüşmüştür. Bu, trajik bir hal midir? Herhalde öyledir. Fakat burada bize düşen, kimseyi yargılamak değil; bir köle, ama muhakkak ki pek isyankâr bir köle saymak gereken insanın hazin kaderine dair bir hikâye anlatmak. O yüzden, gelin, az önce sözünü ettiğim iflah olmaz türün bir mensubu sıfatıyla, size her şeyi ta en ortasından başlayarak anlatayım.

Hiç değilse mezar taşıma yazılmak üzere bir şeyler düşünseydim. “Yakında görüşürüz!”

Evlendiğim ve boşandığım tarih, nikah dairesindeki memur ve avukatımızın tuhaf ve müşterek bir cilvesiyle, aynı güne denk gelmekteydi. Doğum 17 Ocak 1995, ölüm 17 Ocak 2004. Dokuz sene; flört dönemimiz de hesaba katılınca, on altı. Flört ne demekse? “Ayrılık acısından kurtulmak için gereken süre, birlikte geçirilenin yarısı kadar” demişti bir arkadaşım Nergis’le boşandığımızda. O zamanlar sekiz seneyi kendimi öldürmeden ya da ne bileyim, en iyi ihtimalle aklımı kaçırmadan geçirebileceğime pek ihtimal vermemekteydim ya, yuvamızın yıkılışının onuncu sene-i devriyesini geride bıraktığım günlerde, o arkadaşımın bu teoriyi belki de beni teselli etmek için uydurduğunu  düşünmeye başlamıştım. Çünkü bu aşkın, bu sevdanın üstünden kış geçiyor, bahar geçiyor, yaz geçiyor, ömür geçiyor lâkin kalbimdeki yara geçmiyor, geçemiyordu.

Yorumum

İyi ki okumuşum. Soluksuz bir şekilde sonu nasıl bitecek diye bir günde bitirdim. O kadar güzeldi ki tadı damağımda kaldı.

Aziz’in mutsuz bir yaşantısı var. Eşinden boşanmış. Etrafında doğru düzgün arkadaşı yok. Sıkıntıları çok. Bir gün kızının dans gösterisine gider ve her şey orada değişir.

Bu kitapla beraber yazarın tüm kitaplarını sipariş verdim 🙂

Kan ve Gül Bir Kara Dejavu Kitap Kapağı Kan ve Gül Bir Kara Dejavu
Alper Canigüz
2017
216

“Ben bu anı daha önce de yaşamamıştım sanki…”

 

Gül bahçesi maziye, kanlı bir yolculuk…

 

Kan ve Gül, fantastik bir polisiye.

Rengini kandan, kokusunu gülden alan bir roman.

Ziyadesiyle hazin, epey hareketli, hayli komik.

 

İkinci sınıf aşk romanları çevirmeni, orta sıklet avare Aziz, bir yangında küle dönüşmek üzereyken, zamanda yolculuk yaparak yirmi yıl öncesine döner; üstelik yirmi yaş gençleşmiş bir halde.

Henüz işlenmemiş bir cinayeti çözmek üzere harekete… geçmesi pekâlâ mümkündür.

Karizmatik sosyopat Abdül’ün hayatını kurtarması… galiba iyi olacaktır.

Mazi tesisatını tamir edebilirse, hayatı, istikbal musluklarından temiz ve tazyikli bir su gibi akacaktır.

Biricik aşkı Nergis’ten hiç ayrılmayacak, kızı Zeynep’e hakkıyla babalık edecektir.

 

Peki, bu amatör dedektif, kaderin hükmünü değiştirebilecek midir?

Maktulü kurtardığına, katili bulduğuna memnun olacak mıdır?

Geleceği görmek mi daha zordur yoksa geçmişi mi?

 

Kara mizah ustası Alper Canıgüz, beşinci romanında, kurgu ve anlatımdaki yetkinliğini bir adım daha öteye taşıyor.

 

Gelecek, bazıları için, hakikaten de uzak bir hatıradan ibarettir. Böyleleri açısından varoluş, hayatın meşum bir noktasında, şimdiki zamandan ileriye doğru uzanan bir yol olmaktan çıkıp, onları geçmişle gelecek arasına sıkıştıran bir hapishaneye dönüşmüştür. Bu, trajik bir hal midir? Herhalde öyledir. Fakat burada bize düşen, kimseyi yargılamak değil; bir köle, ama muhakkak ki pek isyankâr bir köle saymak gereken insanın hazin kaderine dair bir hikâye anlatmak. O yüzden, gelin, az önce sözünü ettiğim iflah olmaz türün bir mensubu sıfatıyla, size her şeyi ta en ortasından başlayarak anlatayım.

 

Evlendiğim ve boşandığım tarih, nikah dairesindeki memur ve avukatımızın tuhaf ve müşterek bir cilvesiyle, aynı güne denk gelmekteydi. Doğum 17 Ocak 1995, ölüm 17 Ocak 2004. Dokuz sene; flört dönemimiz de hesaba katılınca, on altı. Flört ne demekse? “Ayrılık acısından kurtulmak için gereken süre, birlikte geçirilenin yarısı kadar” demişti bir arkadaşım Nergis’le boşandığımızda. O zamanlar sekiz seneyi kendimi öldürmeden ya da ne bileyim, en iyi ihtimalle aklımı kaçırmadan geçirebileceğime pek ihtimal vermemekteydim ya, yuvamızın yıkılışının onuncu sene-i devriyesini geride bıraktığım günlerde, o arkadaşımın bu teoriyi belki de beni teselli etmek için uydurduğunu  düşünmeye başlamıştım. Çünkü bu aşkın, bu sevdanın üstünden kış geçiyor, bahar geçiyor, yaz geçiyor, ömür geçiyor lâkin kalbimdeki yara geçmiyor, geçemiyordu.

mert

Genç yaşlarda bilgisayarla, teknolojiyle tanıştım. Sürekli kendime birşeyler katmak için çaba sarfettim. Teknoloji, kitap, dizi ve sinema delisi olarak bildiklerimi ve yorumlarımı sizlere aktarmaya devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir