Müptezeller – Emrah Serbes

Arka Kapak

“Üzülme baba,” dedim, “alt tarafı bir ev, alt tarafı beton parçası ya. Çalışır ederiz, yine alırız. Ben de çalışırım bundan sonra, söz, alırız bir ev daha.” “Ona üzülmüyorum ki ben,” dedi babam. “Her ay evin taksitini ödedik de ne oldu. Bak, uçup gitti elimizden balon gibi. Keşke seni ağlatmasaydık çocukken. Keşke sana o akülü arabayı alsaydık.”

Güzel olmak isteyen alkolikler, berduşlar, kardeşler… Zembereği boşalmış hayat memat ezberleri, tek gözlü geceler. Yeraltının karın gurultusuna, belalı bir gündüze sarılan cuaralar.

“Uyumak istemiyorum,” dedi.
“Neden?”dedim.
“En kötü düşünceler yatarken aklıma geliyor.”

Müptezeller, uğultuların, yoksunluğun ve kaybeden delikanlıların romanı. Lime lime, ufalanarak.

Emrah Serbes, kenarların soluğunu, dünyaya katlanamayan, kendine gömülen çocukları haykırarak anlatıyor.

Yorumum

Emrah Serbes’in okuduğum ikinci kitabı. Daha önce Deliduman’ı okumuştum ve elimden bırakamamıştım. Aynı durum bu kitap içinde geçerli oldu. Sabah başladım ve akşam bitirdim. Emrah Serbes’in dili o kadar güzel ki, kendini zorla okutuyor diyebilirim. Bir de yazdıklarında mutlaka kendinizi buluyorsunuz. İstisnasız her kitabında var bu.

Bir anda çocukluğunuza dönüyorsunuz. Gerçekten ben de bunları yaptım. Ben de bunları düşündüm diyorsunuz. Özellikle Ankara’da geçen bölümler beni oldukça etkiliyor.

Bir hayal, gerçekleşmesi gereken zamanda gerçekleşmelidir.

Romanımızın kahramanı sıradan birisi. Garsonluk yaparak ekmeğini kazanan, arkadaşlıklara önem veren, kendi yağında kavrulan bir adam. Ama gel gör ki hayat rahat durmuyor. Sürekli yeni oyunlar oynuyor ve bu oyunlar karşısında sizden de hamle bekliyor.

Müptezeller Kitap Kapağı Müptezeller
Emrah Serbes
Diğer
İletişim
2016
163

“Üzülme baba,” dedim, “alt tarafı bir ev, alt tarafı beton parçası ya. Çalışır ederiz, yine alırız. Ben de çalışırım bundan sonra, söz, alırız bir ev daha.” “Ona üzülmüyorum ki ben,” dedi babam. “Her ay evin taksitini ödedik de ne oldu. Bak, uçup gitti elimizden balon gibi. Keşke seni ağlatmasaydık çocukken. Keşke sana o akülü arabayı alsaydık.”

Güzel olmak isteyen alkolikler, berduşlar, kardeşler… Zembereği boşalmış hayat memat ezberleri, tek gözlü geceler. Yeraltının karın gurultusuna, belalı bir gündüze sarılan cuaralar.

Müptezeller, uğultuların, yoksunluğun ve kaybeden delikanlıların romanı. Lime lime, ufalanarak.

Emrah Serbes, kenarların soluğunu, dünyaya katlanamayan, kendine gömülen çocukları haykırarak anlatıyor

mert

Genç yaşlarda bilgisayarla, teknolojiyle tanıştım. Sürekli kendime birşeyler katmak için çaba sarfettim. Teknoloji, kitap, dizi ve sinema delisi olarak bildiklerimi ve yorumlarımı sizlere aktarmaya devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir