Umut Kısa Özel Röportaj

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuş ve yüksek lisansını “Yönetim ve Organizasyon” alanında tamamlamıştır. Bugün itibariyle Bilgi Üniversitesi’nde iletişim alanında doktora yeterliliğini almış olup tez çalışmasını yürütmektedir. Paul Ekman Group’ta “İletişim ve Davranış Analizi” alanında Post Graduate çalışmalarını tamamlamıştır. Çalışma hayatını Koç Finansal Hizmetler, Deloitte ve Alstom gibi şirketlerde sürdürmüş olan Umut Kısa, bir Sabancı Şirketi’nde İcra Kurulu Üyesi olarak görev yapmıştır.

2012 yılında Para dergisi tarafından Türkiye’nin en etkili koçlarından biri olarak gösterilmiştir. TEDx konuşmacısıdır. Pennsylvania ve North California Hellinger Institute’den -Kalıtsal Aile Travmaları- eğitimi almıştır.

Dünyaca ünlü profesör Paul Ekman tarafından geliştirilen Duygusal Beceriler ve Yetkinlikler (Emotional Skills and Competencies – ESaC) ve Doğruluğu ve Güvenilirliği Değerlendirmek (Evaluating Truthfulness and Credibility – ETaC), Yüz Tanımlama Sistemi (Facial Action Coding System – FACS), Psychophysiology, Interview and Interrogation Technics eğitimlerini tamamlayarak Paul Ekman tarafından “Uluslararası Eğitmen” statüsünde onaylanmıştır.

Koçluk alanında ICF tarafından verilen MCC ünvanına sahip dünyadaki 400 kişiden biridir. “AHUNA” , “US’TA YOL” ve “KENDİNİ İŞTEN FETHET” ve “AZİZ” adlı kitapları bulunmaktadır.

Röportaj

-İlk kitabınızı ne zaman okudunuz?

Küçük yaşlardayken edebiyat yerine bilgi kitapları hatta ansiklopedileri okumayı severdim. Sanırım bilginin çok önemli olduğunu düşünüyordum. Edebiyat eseri olarak okuduğumu hatırladığım ilk eser Kemalettin Tuğcu’nun, Öksüz Dilimi adlı eseridir. Neden bilmem ama beni etkilemiş bir eserdir.

-Yazmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?

Aslında “Yazmaya karar verdim.” diyemiyorum, bir yerlerde insan o kadar doluyor ki sanki paylaşmasa patlayacak gibi oluyor. İlk kitabım Us’ta Yol, bir kitap olmak üzere yola çıkmadı. Sonradan kitap oldu. Us’ta Yol benim felsefi sorgulamalarımı aktardığım bir romandır. Özgür irade her zaman ilgimi çekmiştir. İşte o yüzden Us’ta Yol tamamen özgür irade konusuyla ilgili oldu.

-Türk yazarlarından severek okuduğunuz kimler var?

Hakan Günday’a bayılırım. Bence muhteşem bir yazar. Onun dışında Vedat Türkali ve Dursaliye Şahan gibi kalemleri seviyorum.

-Yabancı yazarlardan severek okuduğunuz kimler var?

En sevdiğim eserlerden biri Şibumi’dir. Trevenan sanıyorum favorim. Milan Kundera, Marquez ilgimi çeken yazarlar. Herkesin aksine Coelho’yu çok popüler bulurum. Simyacı ile çok popüler oldu ama çok düz bir yazar olduğuna inanıyorum.

-Neden bu tür kitap yazmaya yöneldiniz?

İki eserim edebiyat, biri felsefe ve bir diğeri ise liderlik konusunda. En çok roman yazmayı seviyorum. Öykücüler kendilerini şiir ve roman arsında bir yere koyarlar ve her zaman öykünün daha edebi olduğunu iddia ederler ama tanıdığım her öykücünün en büyük isteklerinden biri roman yazmak. Sadece roman çok daha kompleks, belki öykü kadar estetik değil ama kurma becerisi üst bir zekâ, anlayış ve karmaşıklık gerektiriyor.

-Türk kitap okurlarına tavsiyeleriniz nelerdir?

Türk okuyucularına tavsiyem olamaz. Ne okuyorlarsa okumaya devam etsinler. Şu anda Türkiye’de en çok satan ve okunan yazarlardan birinin özlü sözüne denk geldim. Şu ifadeyi kullanmıştı. “Bundan böyle kimseyi dert etmeyeceğim, pert edeceğim.” Bu sözü özdeyiş tadında söyleyen biri elbette önemli bir kitleye hitap ediyor. Çünkü kendi gibi bir okuyucu kitlesi var. Sakın küçümsediğimi düşünmeyin. Herkes kendini bulduğu eseri okur. Yazarların okunmayı ne kadar istedikleri önemli. Eğer okunmayı çok istiyorsanız Türk okuruna hitap etmelisiniz. Tavsiyem yok çünkü okur yer değiştirmemeli. Keyif alış yöntemine göre sinemaya gidiyor. Sonuçta eğlenmek için okuyor. Sinema gibi… Bir yazar için okunmak çok da önemli değilse kendi istediği gibi yazmaya başlıyor.  Okur benim için de önemli ama öncelikli olarak yazdığımla kendimi tatmin etmeye çalışıyorum.

-Türkiye dünyada kitap okuma oranında 11. sıraya yükseldi, bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Nitelik ve nicelik konusu ilginç bir konudur. İyi bir gelişme diyebilirim. Ne okuduğunuz da önemli ama düşük kaliteyi okumadan yükselemiyorsunuz. Gelecek için umutluyum.

-Kitaplarda gerçekçiliğe mi yoksa gerçeküstü hikâyelere mi daha çok yer verilmeli?

Bu konuda hiçbir görüşüm yok ama sanırım ben gerçekçiyim. Gerçeküstü eserlerin hayal gücüne daha fazla katkısı var, gerçek eserlerin ise tarihe iz bırakma becerisi var. Ben şahit olmayı seçiyorum. Tarihe iz bırakabilmek bana daha keyifli geliyor.

-Sizce her kitap kişisel gelişim için bir artı mıdır?

Bence insan geriye gidemez. Her eser sizde pozitif bir iz bırakır.

-En son okuduğunuz kitap nedir?

Tuncer Aktaş’ın Maskulist adlı eserini okudum.

-Kitap yazarken ne yapıyorsunuz? (Kahve içmek, çay içmek, uzanmak vs.)

Kitap yazarken sadece yazıyorum. Başka hiçbir şey aklıma bile gelmiyor. Ne yapmak istiyorsam o sırada kurgudaki karakter ile beraber yapıyorum. Hatta hiç kimse de odaklanmamı bozamaz.

-Okuduğunuz ve beğendiğiniz 5 kitap nedir?

Şibumi en sevdiğim kitap. Onu Mark Wolynn’in Seninle Başlamadı adlı kitabı takip ediyor. Ken Wilber’ın Boomeritis adlı kitabı da çok beğendiğim kitaplardan biri. Normalde Zülfü Livaneli’nin eserlerini çok beğenmesem de Bir Kedi Bir Adam, Bir Ölüm adlı eserine bayıldım. Son olarak da Dan Gilbert’ın Mutluluk Üzerine Çeşitlemeler adlı kitabını sayabilirim.

 

mert

Genç yaşlarda bilgisayarla, teknolojiyle tanıştım. Sürekli kendime birşeyler katmak için çaba sarfettim. Teknoloji, kitap, dizi ve sinema delisi olarak bildiklerimi ve yorumlarımı sizlere aktarmaya devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir